Maskeler, Çeşitleri ve Kalite Standartları

Maske Nedir?

*Bir dereceye kadar enfekte olmuş kişilerden enfeksiyonun yayılmasını azaltmak için yararlı bir araç olarak düşünülür ve bu amaçla kullanılır. Bununla birlikte, genellikle enfekte olmaktan korunmanın etkili bir şekli olduğu düşünülmemektedir.

*Bir başka tanıma göre ise ;partiküllere karşı solunumla ilgili koruyucu olarak kullanılan ve filtre edici özelliği bulunan yararlı bir araçtır.

Maskeler Kullanım Amaçlarına göre kaça ayrılır?

Maskeler kullanım amaçlarına göre 3’e ayrılır.

 

1-Cerrahi Maskeler: 

İsminden anlaşıldığı üzere esas olarak cerrahi işlemler sırasında sağlık çalışanlarının kullandığı maskelerdir. Bu maskeler solunum yolu hastalığı  olan veya bundan şüphelenilen (Grip, tüberküloz, COVID-19 gibi) bireylerin,hastalığı başkalarına bulaştırmaması için de kullanılır.(Şekil 1). Bu maskeler tek kullanımlık olup çıkarıldıktan sonra naylon poşete konarak evlerde çöp kutularına atılmaları gerekir. Sokağa atılmazlar ve evde ortada bırakılmazlar. Çıkarıldıktan sonra tekrar kullanılmazlar. Diğer maskelere göre ucuzdurlar.

Not:Cerrahi maskeler kolay bir şekilde evde de yapılabilir.Ev yapımı kumaş maske için birçok tasarımdan biri pamuklu kumaş tabanlı maskeler ve polyseter kumaşlardan yapılan nano maskelerdir.

2-Ventilli Solunum Maskeleri: Ventilli maskelerin üzerinde nefes alırken kapanan, nefes verirken açılan valf mevcuttur. Bu maskeler esas olarak tozlu ortamlarda kullanılır. Sıcak ve nemli koşullarda maske içindeki havayı hızla dışarı atarak, uzun saatler boyunca bu maske ile çalışan kişilerin solunum işini kolaylaştırır. Filtreleme yapmadan nefesi dışarı verdiğinden, hasta kişilerin enfeksiyonu başkasına bulaştırmasına engel olmaz. Bu maskeyi kullananların, başkalarına hastalık bulaştırmamak için mutlaka üzerine cerrahi maske takarak kullanması gerekir.

3-Solunum Maskesi (Ventilsiz): N95 ya da FFPII, FFPIII gibi adlarla da anılan, çevredeki küçük partiküllerin, bakteri veya virüslerin en az %95’ini tutan maskelerdir. Bu maskeler esas olarak sağlık çalışanları tarafından özel durumlarda kullanılmak için üretilir. Covid-19 gibi yüksek bulaşıcı hastalığı olan bireylerin muayenesi, kalp masajı, yoğun bakım tedavileri gibi yüksek riskli işlemler için sağlık çalışanlarının kullandığı maskelerdir (Şekil 3). Hasta olan bireylerin hastalığı başkalarına bulaştırmaması amacıyla, solunum maskesi kullanılmaz. Hasta bireylerin bulaştırıcılığını engellemek için cerrahi maske yeterlidir.

N95 filtreli yüz maskeleri (FFR) olarak adlandırılan cerrahi maskelerin aksine, kullanıcıya belirli bir düzeyde koruma sağlaması amaçlanır ve örneğin enfekte hastalara eğilimli tıbbi personel tarafından kullanılır. Cerrahi maskelerin aksine, bunlar cilt ve maske arasındaki boşluklardan kaymaya karşı hava sızdırmazlığı sağlamak üzere tasarlanmıştır ve 0,3 mikrona kadar olan partiküllerle fiziksel bir bariyer görevi gören özel bir filtre içerir.

Not:3D baskılı malzemeler gözenekliliğinin, viral damlacıkların uzun süre devam etmesine izin verebileceğinden, maskeler için onları riskli bir seçim haline getirdiği öne sürülmüştür.

Malzemenin kendisinden kaynaklı olası boşluklar (örneğin, baskı sırasında kabarma veya kusurlu tabakalama nedeniyle) endişe için daha fazla alan sağlar.Gelecekte N95 benzeri FFR prototiplerinin kontrollü testi çok önemlidir. Dahası, maskeler doğru bir şekilde giyilmedikçe cerrahi maskeden daha yararlı olamazlar.

Maske Kullanırken Dikkat Edilecek Noktalar:

  • Bir maskeyi takmadan önce, elleri alkol bazlı el ovma veya sabun ve su ile temizleyin.
  • Ağız ve burnu maske ile örtün ve yüzünüzle maske arasında boşluk olmadığından emin olun.
  • Maskeyi kullanırken dokunmaktan kaçının; yaparsanız, ellerinizi alkol bazlı el ovma veya sabun ve su ile temizleyin.
  • Maskeyi nemli olduğu anda yenisiyle değiştirin ve tek kullanımlık maskeleri tekrar kullanmayın.
  • Maskeyi çıkarmak için: arkadan çıkarın (maskenin önüne dokunmayın); derhal kapalı bir çöp kutusuna atın; elleri alkol bazlı el ovma veya sabun ve su ile temizleyin.

Maskelerin Sahip Olması Gereken Kalite Standartları

CE Belgesi;

CE İşareti, başlangıçta Fransızcada “Avrupa normlarına uygunluk” anlamına gelen “Conformite Européenne” sözcüklerinin baş harflerinden oluşmakta iken 1995 yılından itibaren “Conformity European” ifadesinin baş harfleri olarak kullanılmaya başlanmıştır ve anlamı “çevreye uyumluluktur”.

CE işareti olan bir ürün,insanların, hayvanların ve bitkilerin can ve mal güvenliği açısından AB ilgili direktifinde belirlenmiş koşullara uygunluğun bir göstergesi olup, kalite ile ilgili değildir. 

Bir maskede CE işareti olması o maskenin Avrupa Ekonomik Alanı’nda (AEA) dolaşımının ve satışının mümkün olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu maskenin; güvenlik, sağlık ve çevre koruma standartları açısından uygun olduğunu gösteren bir işarettir. Ayrıca cerrahi maskelerin AEA’da dolaşımı ve satışı için CE işaretine ek olarak EN 14683 Standardı’nın gerekliliklerini de sağlaması gerekmektedir. 

*EN 14683 Standardı; Tıbbi Yüz Maskeleri ile İlgili Gereklilikler ve Test yöntemleri olarak açıklanabilmektedirler.

TS EN 149-A1  ve EN 14683 Maske Standartı

TS EN 149 standardı;

Ortamdan uzaklaşılamayan durumlarda, parçacıklara karşı koruma amaçlı kullanılan solunumla ilgili koruyucu cihazlardan filtreli yarım maskelere ait asgarî özellikleri kapsar.

TS EN 14683 Avrupa standardı;

Ameliyathanelerde ve benzer özelliklere sahip diğer tıbbi ortamlardaki cerrahi işlemler sırasında enfeksiyon etkenlerinin personelden hastalara (ve tam tersi durumlarda hastalardan personele) bulaşmasını sınırlamak amacıyla tasarlanan cerrahi maskeler için deney yöntemleri ile imalat ve performans özelliklerini kapsar.

İlgili EN 14683 standartına göre aşağıdaki testler seçilen maske tipine göre yapılır.

  • Bakteri Filtrasyon Verimliliği (BFE)
  • Diferansiyel Basınç
  • Nefes alabilirlik (Delta P)
  • Sentetik Kan Penetrasyon Testi (Sadece TYPE II R için)
  • Mikrobiyolojik Temizlik(Bioburden)
  • Biyo Uyumluluk

TS EN 138 standardı;

Bu standard tam yüz maskesi yarım yüz maskesi veya ağız tipi gibi solunumla ilgili koruyucu cihazlar için kullanılan temiz hava solunum cihazların gerekli minimum özelliklerini kapsar.

TS EN 12941 / A2 standardı; 

Bu Standard, bir kask veya gaz, partikül veya birleşik filtrelere sahip bir başlık içeren elektrikli filtreleme cihazları için minimum gereksinimleri belirtir. Oksijen eksikliği OLAN ortamlarda (hacimce % 17’den az oksijen) kullanılmak üzere tasarlanmış cihazları kapsamaz. Kaçış amaçları için tasarlanmış solunum koruyucu cihazları da kapsamaz.

TS EN 12942/A2 standardı;

 Bu Standard, tam yüz maskesi, yarım maske veya çeyrek maske ile birlikte gaz, partikül veya kombine filtreler içeren güç destekli solunum koruyucu cihazlar için minimum gereksinimleri belirtir.  Oksijen eksikliği olan ortamlarda (hacimce % 17’den az oksijen) kullanılmak üzere tasarlanmış cihazları kapsamaz. Ayrıca, kaçış amaçları için tasarlanmış solunum koruyucu cihazları kapsamaz. PAPR kapalı olsa bile kullanıcıyı korumalıdır.

ASTM F2100-07 (2007) standardı;

2004 yılında Amerikan Test ve Malzeme Derneği (ASTM) tarafından geliştirilen spesifikasyonlara FDA tarafından ABD’de gerekli standart olarak atıfta bulunulmuştur. Mevcut ASTM F2100-07 (2007) standardı, beş temel kriterle Tıbbi Yüz Maskeleri için performans gereksinimlerini belirtir:

1.BFE (bakteriyel filtrasyon verimliliği) ,bir bakteriyel aerosol ile uğraşırken maskenin bakterileri ne kadar iyi filtrelediğini ölçer. ASTM testi Staph içeren 3.0 mikron damlacık boyutuyla belirtilir ve ortalama boyut 0.6-0.8 mikron olabilir. Tıbbi yada cerrahi maske olarak adlandırılması için en az% 95 filtrasyon hızı gereklidir. Orta ve yüksek koruma maskeleri %98 ila %99’dan daha fazla bakteri filtrasyon hızına sahiptir. Bazı üreticiler, BFE derecelendirmesini belirlemek için Modifiye Greene ve Vesley yöntemini kullanır. Bu yöntem ASTM tarafından ürün karşılaştırması veya tutarlılığın değerlendirilmesi için önerilmez.

2. PFE (partikül filtrasyon verimliliği), bir maskenin virüslerin benzer şekilde filtreleneceği beklentisiyle mikron altı partikülleri ne kadar iyi filtrelediğini ölçer. Yüzde arttıkça maske verimliliği artar. Test, 0.1 ila 5.0 mikron partikül büyüklüğü kullanılarak yapılabilmesine rağmen, ASTM F2100-07, 0.1 mikron partikül boyutunun kullanılacağını belirtir. Test sonuçlarını karşılaştırırken, kullanılan test partiküllerinin boyutuna dikkat etmek önemlidir, çünkü daha büyük partikül boyutu kullanmak yanıltıcı bir PFE derecesi üretecektir.

3.Sıvı Direnci, maskenin bir sıçrama veya sprey sonucunda dış katmanlardan iç katmana geçebilecek sıvı miktarını en aza indirme yeteneğini yansıtır. ASTM, düşük, orta veya yüksek sıvı direncine hak kazanmak için 80, 120 veya 160 mm Hg basınçlarda sentetik kan testini ifade eder. Bu basınçlar kan basıncı ile ilişkilidir: 80 mm Hg = venöz basınç, 120 mm Hg = arteriyel basınç ve 160 mm Hg, travma veya ortopedik prosedürler gibi yüksek basınçlı sulama içeren ameliyat sırasında oluşabilecek potansiyel yüksek basınçlarla ilişkilidir.

4. Delta P (basınç farkı), maskenin hava akış direncini ölçer ve nefes alabilirliğin objektif bir ölçümüdür. Kontrollü bir hava akışı bir maske içinden geçirilir ve maskenin her iki tarafındaki basınç belirlenir. Basınçtaki fark ölçülür ve test edilen maske segmentinin yüzey alanına (cm2) bölünür. Delta P değeri ne kadar yüksek olursa, kullanıcı o kadar zor nefes alır. Delta P, mm H2O / cm2 biriminde ölçülür. ASTM standardı, maskelerin 5,0’dan düşük bir Delta P’ye sahip olmasını gerektirir, çünkü daha yüksek bir değer genel tıbbi veya cerrahi kullanım için çok “sıcak” kabul edilir. Delta P değeri 4,0’dan düşük olan maskeler kabul edilebilir, Delta P değeri 2,0’dan düşük olan maskeler “soğuk” kabul edilir.

5.Alev alma (Yanıcılık): Ameliyathanelerde anestezi için kullanılan oksijen kaynakları ve diğer gazlar ve lazerler veya koter ekipmanı gibi elektro cerrahi prosedürlerinden kaynaklanan potansiyel yangın tehlikeleri vardır. Ameliyathanede kullanılan yüz maskeleri de dahil olmak üzere tüm ürünler alev direnci açısından test edilir. ASTM F2100 testinin bir parçası olarak maskeler üç saniye boyunca aleve (belirtilen mesafe dahilinde) maruz kalmaya dayanmalıdır.

Yukarıdaki testlere ek olarak, tüm yüz maskeleri, cilde duyarlılık ve sitotoksik testler için uluslararası bir standarda (ISO 10993-5, 10), hiçbir malzemenin kullanıcıya zarar vermemesi için test edilmelidir. Maskeler yapımında kullanılan bağlar, elastik kulak halkaları, buğu önleyici şeritler, vizör kalkanları ve yan kıvrımları bir arada tutmak için kullanılabilecek tüm boru malzemeleri dahil olmak üzere tüm malzemeler üzerinde testler yapılır.

ISO 22609  Kalite Yönetim Sistemi

Tıbbi yüz maskelerinde kullanılan malzemelerin veya belirli malzeme yapılarının performansını ele alır. 

Tıbbi yüz maskelerinin sentetik kan sıçramasıyla penetrasyona direncini ölçmek için laboratuvar test yöntemini açıklar.

ISO 11731-1 Kalite Yönetim Sistemi


Bu standard, legionella organizmalarının izolasyonu için kültüre alma (yetiştirme) metodunu ve çevreden alınan numunelerde bu organizmaların sayılarının tahminini kapsar.

Mikrobiyal Temizlik (cfu/g) ve Bioburden / Biyolojik yük miktarı  testlerinde bu standart kullanılır.

ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi

Etkili kalite yönetim sistemini  ifade eden bir standarttır.Bu standardın gerektirdiği koşulları sağlayan kuruluşlar, ISO 9001 belgesini  alabilirler.Bu belge sayesinde bir kuruluş, ürettiği  ve müşterilerine sunduğu mal ve hizmetlerinin, uluslararası alanda kabul görmüş bir standarda uygun olarak üretildiğini göstermiş olmaktadır.Revize edilmiş  haliyle ISO 9001: 2015 Kalite yönetim standartları geçerlidir. Bu standardın amacı; planlanmış, uygulanmış, kontrol edilmiş, ölçülüp analiz edilebilir bir işletme yönetimi oluşturmaktır.

*ISO 9001:2015,bir kalite yönetim sistemi için uygun kriterleri ortaya koyan ve sertifikalandırılabilen tek standarttır.

ISO 9001 standardının temel odağı müşteridir ve müşteri memnuniyetidir ,müşteri memnuniyetine uygun çalışmasını hedefler ve ona yönlendirir. ISO 9001 standardı her türlü kuruluşa ihtiyaçları doğrultusunda kurulabilir ve uygulanabilir yapıda oluşturulmuş bir standarttır.

ISO 13485 Tıbbi Cihazlar  Kalite Yönetimi Standardı

Bir kuruluş tarafından tıbbî cihazların tasarım ve geliştirme, üretim, tesis ve hizmeti ile ilgili kullanılabilecek kriterleri ortaya koyan kalite yönetim sistem standardıdır.

Standardın temel amacı, kalite yönetim sistemleri için uyumlaştırılmış tıbbî cihaz mevzuatı şartlarını kolaylaştırmaktır.

ISO 13485 standardında belirtilen kalite yönetim sistemi şartları  ,ürünün teknik şartlarını tamamlayıcı  niteliktedir.

TS EN ISO 13485 standardı, benzeri olmayan bir standard olmakla birlikte, ISO 9001’e dayandırılmıştır.

ISO 13485 standardının bir amacı da ürünlerine CE işareti koymak isteyen tıbbi cihaz üreticileri için zemin hazırlamaktır.CE işareti herhangi bir ürünün  Avrupa standartlarına uygun şekilde  tasarlanıp ,üretildiğini göstermektedir.

ISO 13485 Prensipleri;

*Süreç yaklaşımını benimsemek

*Müşteri odaklı hareket etmek

*Çalışanların katılımını sağlamak

*Sürekli iyileştirme yaklaşımını benimsemek

*Karar verirken gerçekçi yaklaşım sergilemeye dayanmaktadır.

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ

TKY, mevcut tüm kaynakların ve imkanların en iyi şekilde kullanılmasıyla, sürekli bir gelişme sağlamaya çalışan bir yönetim yaklaşımıdır.TKY, geleceğin en önemli iş geliştirme stratejisi ve yönetim konusudur, çünkü verimlilik ve rekabet için en önemli konu kalitedir. TKY’ni açıklamadan önce Toplam Kalite (TK) ve Toplam Kalite Kontrol (TKK) kavramlarına açıklık getirmek gerekir.

Kalite Nedir?

Kalite; bir ürün veya hizmetin, düşük maliyetle ve müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak üniform ve güvenilirlikte üretilmesidir. (Deming).
*Kalite, bir ürünün gerekliliklerine uygunluk derecesidir (P. Crosby).
*Kalite, amaca ve kullanıma uygunluktur (Juran)

*Kalite, bir ürün veya hizmetin değeridir.
*Kalite, bir ürün veya hizmetin, tüketicilerin isteklerine uygunluk derecesidir.
*Kalite, bir ürün veya hizmetin, belirlenen ihtiyaçları karşılama kabiliyetine
dayanan özelliklerinin tümüdür (ISO 9000).
*Kalite, bir ürün, hizmet veya sürecin, müşteri tarafından belirlenen ihtiyaçları karşılama ile ilgili özellik ve karakteristiklerinin bütünlüğüdür (BS 4778).

Toplam Kalite Nedir?

Toplam Kalite (TK) , bir işletmede yapılan bütün işlerde, müşteri isteklerini karşılayabilmek için gerekli olan yönetim, insan, yapılan iş, ürün ve hizmet kalitelerinin bir sistem yaklaşımı içerisinde, tüm çalışanların katılımı, hedef ve fikir birlikleri sağlanarak ele alınması ve geliştirilmesidir.

Toplam kalite yaklaşımına göre kalite, bir yaşam tarzı ve bir bakış açısı olmalıdır. Kişinin çalışmasıyla, işletmesiyle, kısaca yaşamla bütünleşmesidir.

TK modelinin temelinde “hataları ayıklamak” yerine “hata yapmamak” yaklaşımı vardır.

Ölçülemeyen şey geliştirilemez. Bu nedenle, ölçüm ve istatistik TK’nin vazgeçilmez parçalarıdır.

Toplam Kalite Kontrol Nedir?

Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) kalite kontrolü; kaliteyi oluşturmak,
korumak, geliştirmek ve üretimi, müşteriyi tatmin edecek en ekonomik seviyede
sürdürmek için üretici tarafından uygulanan işlemler dizisi olarak tanımlamaktadır.

TKY; “bir organizasyon içinde kaliteyi odak alan, organizasyonun bütün üyelerinin katılımına dayanan, müşteri memnuniyeti yoluyla uzun vadeli başarıyı amaçlayan ve organizasyonun bütün üyelerine ve topluma yarar sağlayan bir yönetim yaklaşımı” şeklinde tanımlamaktadır.

Toplam Kalite Kontrol, tüketici isteklerini en ekonomik düzeyde karşılamak amacıyla işletme içindeki pazarlama, mühendislik imalat ve müşteri hizmetleri gibi çeşitli ünitelerin kalitelerin oluşturulması, yaşatılması ve geliştirilmesi yolundaki çabalarını birleştirip koordine eden sistemdir.

“Toplam Kalite Kontrol” müşterilerin memnunluk duyarak satın alacakları ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi, tasarımı, üretimi pazarlanması ve satış sonrası hizmetinin maliyet düşürülerek yapılmasıdır. Bu hedeflere ulaşmak için bir kuruluşun bütün kısımları beraberce çalışmalıdır. Kuruluşun bütün kısımları işbirliğini kolaylaştıracak sistemleri kurmak ve standartları hazırlamak ve uygulamak için gayret göstermelidir. Bu ancak; istatistik, teknik metotlar, standart ve kurallar, otomatik kontrol, ölçü kontrolü, yöneylem araştırmaları , endüstri mühendisliği, pazar araştırması gibi teknik bilgilerin tam olarak kullanılması ile oluşabilir.Kalite ve kalite kontrol faaliyetlerinin işletmenin bir-iki bölümünün üstüne yüklenmemesi ve işletmedeki tüm çalışanların aynı duyguyu taşımaları için kalite bilincinin yaratılmasına çalışılmalıdır.

*Firma çapında kalite kontrol ya da toplam kalite kontrol ne demektir?

Bu sadece şirketin bütün bölümlerindeki her bir elemanın kalite kontrol öğrenmesi, uygulaması ve çalışmalara katılması demektir.Bu kavram genelde firmalarda yeterince oturmamıştır ve bir kaç elemanla sınırlı kalmaktadır.Oysa istenilen kalite standardının sağlanması için o firmanın bütün elemanlarının bu kalite standardının bilincinde olması ve bu bilinç doğrultusunda üretimden çıkan her bir ürünün kontrolünün sağlanması gerekmektedir.

Feigenbaum’un önerdiği gibi her bölüme kalite kontrol uzmanları yerleştirmek yeterli değildir.Her bölümdeki herkesi eğitmek ,bunların her birinin kalite kontrole katılarak gelişmesine katkıda bulunması gerekir.

Kalite kontrol oluşturulurken, kalitenin kontrolü esastır.Fakat aynı zamanda maliyet kontrolü (kar, fiyat kontrolü) ,miktar kontrolü (üretim miktarı, satış miktarı, stok miktarı) ve teslim tarihi kontrolü de geliştirilmeye çalışılmalıdır.Bu yöntem kalite kontroldeki imalatçı geliştirmeli, üretmeli ve tüketicilerin ihtiyacını karşılayacak malları satmalı temel varsayımına dayanmaktadır.

Şunu da unutmamak gerekir;İşletmeler müşterilerinin isteklerini karşılayabildikleri sürece ayakta durabilirler. Müşteri taleplerine cevap verebilmek, toplumun değişik ihtiyaçlarını kaliteli bir üretimle en uygun ve en kısa zamanda karşılayabilmektir.

Toplam Kalite Yönetimi Nedir?

Tanımlama konusunda farklı yaklaşımlar sergilenmesine rağmen TKY; “bir organizasyon içinde kaliteyi odak alan, organizasyonun bütün üyelerinin katılımına dayanan, müşteri memnuniyeti yoluyla uzun vadeli başarıyı amaçlayan ve organizasyonun bütün üyelerine ve topluma yarar sağlayan bir yönetim yaklaşımı” şeklinde tanımlanabilir.

TKY bir programlar serisi değil, bir yönetim felsefesidir. TKY’nin başarılı olabilmesi için tüm organizasyon tarafından benimsenmesi ve yukarıdan aşağıya doğru tam bir kararlılıkla uygulanması gerekir.

TKY, yapılan işin her aşamasında kalitenin geliştirilmesini  hedef almaktadır. Bu sadece üretilen mal ve hizmetin değil, aynı zamanda mal ve hizmeti üreten ve kullanan kişilerin kalitesinin düşünülmesini ve hatta kaliteyi bir hayat tarzı olarak benimsenmesini de kapsamaktadır.

TKY, müşteri memnuniyetini kârdan önce gören  bir sistemdir. Müşteri memnuniyeti uzun vadeli kârlar getirir, fakat sadece kâra öncelik vermek ancak kısa vadede kazandırır, TKY; işin hedeflerine memnun müşteriler ve mutlu çalışanlar oluşturarak ulaşmak için kullanılan felsefe, takım ve süreçlerin entegre bir setini kapsayan bir sistemdir.

TKY’nin kuruluşunu oluşturan dört ana eleman vardır: İnsan, Sürekli Gelişim, Süreç ve Müşteri.

İnsan: Hedef,  insanlara yetki vererek ekip çalışmasından optimal sonuçların elde edilmesini sağlamaktır. Bu hedefin yolu; iletişim, karşılıklı etkileşim üzerinde yoğunlaşan eğitim ile başlar. Bu gibi bir eğitim, insanların grup aktiviteleri içerisinde etkin rol alarak ürün ve süreçlerin sürekli gelişimine katkıda bulunmalarını sağlar.

Sürekli Gelişim : Problemlerin ana nedenlerini bulmak için “Niçin?” sorusunun beş defa sorulmasıyla uygun kararlar verilebilmesine yardımcı olacak bilgilerin toplanması çalışanlar öğretilir. Sürekli gelişim kalitenin temel prensibini oluşturmaktadır. Planla, Uygula, Kontrol Et, Devam Et veya Değiştir (PUKD). Bu çevrimin tekrarlanması, mükemmelliğin hiç bitmeyen bir arayışıdır.  Standardizasyon, başarılı uygulamaların dokümantasyon ve eğitimin kullanımıyla standart operasyon modu  olarak

Toplam Kalite Yönetiminin Amaç ve Felsefesi :

TKY yaklaşımı, sadece ürün ve hizmetin değil, bir bütün   olarak yönetimin kalitesini  ve verimliliğini amaçlamaktadır. Bu yaklaşımla, tüm işlerin verimli ve bilimsel olmasını sağlamak, müşterilerin mevcut ve gelecekteki beklentilerini belirlemek ve bunları tam istenen sürede karşılamak şeklinde bir çalışma anlayışı ve yönetim tarzı benimsenmesi gerekmektedir.

TKY benimsediği yönetim anlayışı ve felsefesi başta olmak üzere organizasyon yapısı ve izlenen yöntemler ile bir bütündür. İnsan faktörünün ön plana çıktığı ve bilimselliğin ön koşul olduğu bu sistemde başarı, temel unsurların eksiksiz uygulanmasına bağlıdır. TKY’nin temel unsurları şunlardır:

Hataları ayıklamak yerine hata yapmamak yaklaşımının benimsenmesi.

Kalite-maliyet ilişkisinde üstünlük sağlayabilmek amacıyla, organizasyondaki tüm süreçlerin izlenmesi ve istatistiksel yöntemlerle ölçülmesi.

Takım çalışmalarının TKY anlayışının ayrılmaz bir parçası olduğunun kabul edilmesi ve görevlerin bu çalışmaları destekleyecek şekilde dağıtılması.

TKY’nin felsefesi sürekli gelişme ve müşteri memnuniyetine dayanmaktadır. Sürekli gelişme anlayışı mükemmellik arayışı ve sıfır hata yaklaşımının temelidir. TKY’de müşteri memnuniyetinin sağlanmasının koşulunun, üstün kaliteli mal ve hizmetlerle ve kaliteli bir yönetim ile sağlanabileceği kabul edilmektedir. Katılımcı olmayı, toplusal sorumluluğu, müşteriye odaklanmayı ve sürekli gelişmeyi  amaçlayan TKY, kalite kültürüyle kurumlaşacak bir yaşam tarzı oluşturmayı amaçlamaktadır. 

TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN İLKELERİ

TKY, kalite geliştirmeye dayanan kurumsal bir yapının geliştirilmesi ve mevcut kalite araçlarının geliştirilmesine yönelik bir dizi kalite ilkelerinden oluşmaktadır. Bu nedenle TKY ilkelerinin kurumsal yönetim sistemiyle tamamen bütünleşmesi gerekmektedir.  Yönetim sistemiyle tam bir bütünleşme olmaksızın yapılacak TKY uygulamaları  ya başarılı gelişmelerin ortaya çıkması açısından çok uzun zaman alacak ya da herhangi bir sonuç vermeyecektir.

Şirketlerin Toplam Kalite Kontrole Katılma Nedenleri

1-Gerçek satış ve teknolojik etkinlikleri ile şirketleri ekonomik durgunluktan korumak

2-Çalışanlar için karı, müşterilerin güvenini kazanmak için kaliteyi, miktarı ve maliyeti güvence altına almak

3-Müşterileri her zaman tatmin edebilecek kaliteyi ürünlere katmak.Bu amaçla: a)Bütün çalışanların katılımı b)Kar tablosuna katkıda bulunabilecek şekilde problem çözümüne ağırlık verme c)İstatistiksel yaklaşımlar ve yöntemlerin kullanımı ile kalite kontrole başlamak

4-Dünyadaki en yüksek kaliteye erişme amacıyla bütün çalışanların yaratıcı güçlerini birleştirerek düzenli bir gelişmeye imkan veren bir şirket kurmak.Son moda ürünleri geliştirmek ve kalite güvenliği sistemi daha iyi bir duruma getirmek

5-Daha neşeli bir çalışma ortamı yaratmak ve bütün üyelerin katılımı ile oluşan kalite kontrol çemberleri vasıtasıyla insanlığa saygı göstermek.Yönetim kontrolünde ilerleme yoluyla firmanın gelişmesine yol açmak ve böylece toplumun refahına katkıda bulunmak

6-Firma dinamizmini ve yapısını geliştirmek ,ürünlerin kalitesini yükseltmek ve kar tablosunu arttırmak

7-Yapısal özellikleri ile herhangi bir iş çevresi değişikliğinde rekabet edebilen ve hayatta kalabilen bir şirket kurmak

8-Aşağıdaki hedeflere ulaşmak;

a)Kalite kontrol gelişimini garanti altına almak (ürün hedeflerini şirket politikasına uygun olarak zamanında yerine getirmek için bütün çalışanların çabaları birleştirilmeli ve örgütlenmelidir.)

b)Denetimin güçlendirilmesi (herkes kalite kontrol ile ilgili öğrendikleri yöntem ve yaklaşımların uygulama alanında kullanabilmeli ve şirket etkinliklerinin tamamında denetim kalitesinin gelişmesine imkan sağlanmalıdır.

c)İnsan Kaynaklarını destekleme (her bir çalışana birey olarak saygı göstermek için şirket insan kaynaklarını destekleme ve bunlardan yararlanma, ekip çalışması yoluyla herkesin emeğine değer bir çalışma ortamı yaratılmalıdır.)

Kaynaklar:http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/25648.pdf https://www.mevzuatdergisi.com/2002/07a/02.htm#

TS EN ISO 9001;Kalite Yönetim Sistemi

İş başvurularımızda kariyer sitelerinde aranan şartlarda sıkça karşılaştığımız ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi nedir?Ve sizlerde bu standardı duyup ama içeriği hakkında bilgi sahibi değilseniz gelin birlikte bu standardı inceleyelim.

ISO NEDİR?
Resmi olarak 23 Şubat 1947 yılında Cenevre’de kurulan uluslararası teşkilâtın yaptığı standardizasyon çalışmaları sonucu sanayiye, ticarete ve tüketicilere katkılar sağlayan ISO (International Organization for standardization)Uluslararası standart Organizasyonudur.TSE, ISO’nun üyesi ve Türkiye’deki tek temsilcisidir.TSE’nin Yönetim Sistemleri konusundaki faaliyetleri uluslararası kuruluş olmanın ve rekabet edebilmenin gereği olarak Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilmiştir.

Örgütün amacı

  • Uluslararası mal ve hizmet değişimini hızlandırmak,
  • entelektüel, bilimsel, teknolojik ve ekonomik faaliyetler alanında iş birliğini geliştirmektir.

Örgütün hedefleri

  • ISO’nun pazar ilgisini arttırmak,
  • ISO sistemi ve standartlarını geliştirmek,
  • Kaynakları en iyi şekilde kullanmak,
  • Yeni teknik programları teşvik etmek,
  • Gelişmekte olan ülkelerde alt yapıyı oluşturmaktır.[2]

EN NEDİR? 
EN (Europeane Norm),Avrupa Standartlarının kısaltmasıdır. EN Avrupa Birliği’nde Standartlar arasında harmonizasyonu sağlamak için oluşturulmuştur.

ISO 9001 – Kalite Yönetim Sistemi

Bugünün dünyası çok küçülmüş, enformasyon, teknoloji ve iletişim alanındaki büyük gelişmeler toplumları kıyasıya bir rekabete ve her geçen gün yeni gelişmelerin yaşandığı ekonomik bir yarışa itmiştir.

Mevcut dünya düzeninde ayakta kalabilmek, tüm sektörlerde müşteri ihtiyaç ve beklentilerine uygun mal ve hizmet üretiminin sağlanmasıyla gerçekleşebilecektir.

Bu da ancak kuruluşlarda tasarım aşamasından başlayarak üretim, pazarlama ve satış sonrası hizmetlere kadar tüm aşamaları kapsayan ve sürekli gelişmeyi hedefleyen Kalite Yönetim  Sisteminin uygulanmasıyla olacaktır.

Günümüzde Kalite Yönetim Sistemi konusunda TS EN ISO 9001 Kalite Yönetimi Sistem Standardları, 1987 yılında yayımlandığı tarihten itibaren en fazla ilgiyi ve uygulama alanını bulan Uluslararası Standardlar haline gelmiştir.

TS EN ISO 9001;

  •  Kuruluşta kalite anlayışının gelişimini,
  •  Kârın, verimliliğin ve pazar payının artmasını,
  •  Etkin bir yönetimi,
  •  Maliyetin azalmasını,
  •  Çalışanların tatminini,
  •  Kuruluş içi iletişimde iyileşmeyi,
  •  Tüm faaliyetlerde geniş izleme ve kontrolü,
  •  İadelerin azalmasını,
  •  Müşteri şikayetinin azalması, memnuniyetin artmasını,
  •  Ulusal ve uluslararası düzeyde uygulanabilirliği sağlamaktadır.

Kaynaklar:http://www.kascert.com/goster.aspx?metin_id=265 https://tr.wikipedia.org/wiki/ISO https://tse.org.tr/IcerikDetay?ID=2438

Balen ,Birit Nedir ve Nerelerde Kullanılır?

Balen:Bluz ve gömlek yakalarında,iç çamaşırlarda kıvrılma, kırılmaları önleyerek formu korumak ve destek vermek amacıyla kullanılmaktadır.

Özellikle klasik erkek gömleklerinin yaka uçlarının kırılmaması için doğrudan tela üzerine dikilir veya alt yaka parçasına balen cebi dikilerek bu cep içine yerleştirilir.

Korse sanayinde de bedeni şekillendirmek için sütyen veya korsenin belirlenen bölgelerine uygun uzunluktaki balen yerleştirilip üzerine bir bant geçirilerek dikilir.

Balen plastik veya metal kaplama olabilir.Plastik balen yumuşak ve esnektir.Tela üzerine dikilebilir.

Balenleme işçiliği bakımından daha ucuzdurlar.Ancak yıkama,kaynatma,ütü gibi bakım işlemleri uygulandığında formları bozulabilir ve giysi performansının da bozulmasına neden olabilirler.Metal balenler dikilemezler.Bu nedenle giysiden çıkarılıp, takılabilecek şekilde kullanılırlar.Böyle bir uygulama için balen cebi dikimi gibi ek ve biraz daha zahmetli bir operasyona ihtiyaç duyulur.Bakım sırasında çıkarabildikleri için şekil bozukluğu meydana gelmez.

Birit(Köprü): Hazır giyimde kullanılan kumaş,astar,iplik gibi malzemelerden yapılan ince şeritlerdir.Birit yapılış şekline ve kullanım yerine göre adlandırılır.Kumaş birit, iplik birit,askılık birit,kapama biriti,astar biriti.

Kumaş Birit:Giysinin kendi kumaşından veya başka bir kumaştan meydana getirilen ince şerittir. *Dekoratif amaçlı olarak ilik yapımında *Kapama amaçlı kol ağızlarında,yaka altlarında *Kemer köprüsü olarak bel çevresinde kullanılır. -İplik Birit: İpliğin zincir halinde işlenmesi ile oluşturulur. *Çok ince kumaşlarda, *Yumuşak tutum istenen yerlerde, *Dekoratif amaçlı olarak, *Kemer köprüsü veya ilik halkası olarak kullanılabilir .

-Askılık Birit:İnce,çekme dayanımı yüksek özel bantlardır.Etek, pantolon,ceket,mont gibi giysilerin askılara asılmasını sağlamak üzere giysilere dikilir.

-Kapama Biriti: Açıklıkları kapamada kullanılan fonksiyonel ve dekoratif şerittir.

-Astar Biriti: Astarlı üst giysilerde ,astarın üst kumaşla birleştirilemediği veya özellikle serbest bırakılan astar kenarlarının üst kumaşa bağlantısını sağlayan astar veya üst kumaştan yapılan birittir.

Konfeksiyon veya Hazır Giyim

Konfeksiyon; Latince confection,conficere kelimesinden kaynaklanmakta ve bitirmek anlamına gelmektedir.(Meydan Larousse Cilt 7.)

Standart ölçülere göre belli üretim tekniklerini kullanarak standart hazır giyim eşyası imal eden sanayi dalına konfeksiyon denir.

Üretim, genellikle değişik yapı ve karakterlerde, farklı büyüklüklerde üretim birimleri tarafından  gerçekleşmektedir. İşletmelerde iş bölümü, uzmanlaşma, makamlar, roller kesin olarak bellidir.

AR-GE çalışmalarına önem verilir.

Avantajlar:

Daha ucuz alımın sağlanması

Zamandan kazanç

Zevke uygun seçim

HAZIR GİYİM ve KONFEKSİYON SANAYİNDE ÜRETİM KADEMELERİ

Üretim kademeleri 4’e ayrılır.

1. Model ve kalıp hazırlama, 

2. Kesim, 

3. Dikim,

4. Presleme ve ambalaj. 

1.Model Ve Kalıp Hazırlama: 

A. Model uygulama; Ölçü formlarına uygun olarak hazırlanır. 

B. Prototip hazırlama; Örnek ürün dikimi ve kontrolü işlemidir. 

C. Kalıp serileştirme; Modelin farklı bedenlere uygun kalıplarını hazırlama işlemidir. 

D. Şablon hazırlama; Hazır giyim sanayinde kesime hazır bir giysi kalıbının elde edilmesi için yapılan işlemlerdir. Hazır giyim sanayinde, model uygulama ve büyütme küçültme işleminden sonra dikiş payları verilmiş, üzerine gerekli işaretleri konulmuş kesime hazır kalıba şablon adı verilir. (Beden, model, parça numarası kalıp üzerinde gösterilir). Şablon kalıp hazırlandıktan sonra üretim planlamadan gelen bilgilere uygun pastal planı hazırlanır. 

2.Kesim: Sipariş edilen miktarlara uygun kesim planları yapılır. Planlamadan gelen beden dağılımına  uygun pastal planı hazırlanır. 

Pastal Hazırlama: Kalıp hazırlama çalışmaları tamamlandıktan sonra kesim işlemi için önce kesim parçalarının belirli bir uzunlukta kumaş alanı içinde yerleşme planının yapılması gerekir. Bu alana, pastal planı hazırlama denir. 

Planlamadaki başarı, maliyete etki eder. Bu işlemde, 

– Kumaş enine, desenine, tüy yönüne, düz iplik yönüne dikkat edilmelidir. 

– Her bedenin kendine ait parçaları aynı bölgede toplanmalıdır.

 – Ekonomik yerleşim göz önünde bulundurulmalıdır. 

3. Dikim: Konfeksiyon işletmelerinin ana bölümüdür.Kesimde düzenlenmiş olan parçaların montajı yapılır. Üretim ekip çalışması ile yapılır. Üretim analizi ve organizasyonu önemlidir.

4. Presleme ve Ambalaj: Konfeksiyon üretiminde ara kontrol ve son kontrollerden sonra ütü pres ve buhar ile ürüne form verilir. Daha sonra ürün özelliğine uygun olarak ambalajı yapılır.

Tekstil Sektöründe Rivet ve Jakron Nedir,Nerelerde Kullanılır?

Jakron etiketler , denim grubu ürünlerde (kot pantolon, etek) yaygın olarak kullanılan deri, suni deri veya kumaş bazlı etiketlerdir. Bu ürünler farklı kimyasal ve yakma işlemlerinden geçerek istenilen herhangi bir deseni içerebilecek niteliktedirler. Baskı olarak, serigraf baskı, yakma, lazer vb uygulamalar gerçekleşebilir.Ayrıca kolaylıkla kabartma yapılabilecek özelliklere sahiptir.

Jakron son dönemlerde orijinal deri ürünlerin kullanımının azalması ile kullanım alanı ve oranı oldukça artan etiketlerdir. Yakın gelecekte muadili ürünlerin tamamının yerini alması beklenmektedir.

Jakron Etiket’in Öne Çıkan Özellikleri:

*Yıkama ve enzim yıkama ve kuru temizleme dayanımı yüksektir. Boyutsal olarak tutarlıdır ve küçülmez ya da gerilmez.

*Hafif ve kullanımı kolaydır. Aşınmaya karşı dayanıklı ve dayanıklıdır.

*Dikişten yırtılmaya, yıkama ve açık havaya maruz kalma yüzünden oluşacak ıslanmaya yüksek mukavemeti vardır. *Kot pantolon da dâhil olmak üzere denim kıyafetlere kolayca dikilebilir.

* Gereksinimlerinize uyacak şekilde baskı yapılabilir, lamine edilebilir, kaplanabilir.

* İç ve dış uygulamalar için ideal olan deri efekti dokunuşu ve hissi sağlar.

*Doğal elyaf yapısına sahiptir. Renk çeşitliliği vardır.

*Zararlı maddeler içermez (örneğin AZO boyaları).

Rivet, tekstil ve deri üzerinde kullanılan bir bağlantı aksesuarıdır.Genellikle kot pantolon, çanta sapı ve kemerde kullanılan demir, çinko, pirinç, bakır gibi malzemelerden yapılan düğmeye benzeyen arkadan çiviyle tutturulmak şartıyla süs amaçlı kullanılan aksesuarlardır. Kısaca ; bağlantı elemanıdır. Ancak çoğu giyim, çanta, kemer, ayakkabı, çizme, bot gibi ürünlerde süs amacı ile de yaygın olarak kullanılır. Bileklik, hobi ürünleri gibi alanlarda da kullanışlıdır. Bu aksesuarın profesyonel adı rivet olmakla beraber piyasada perçin, zımba, çivi gibi isimlerle de anılır.

Tekstil Nedir ve Hangi Biyolojik Varlığın İhtiyaçları Doğrultusunda Çıkmıştır?

Arkadaşlar nedir bu tekstil ve hangi biyolojik varlığın ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkmıştır? Tekstil, biyolojik bir varlık olan insanın dış etkenlerden korunma ve örtünme ihtiyacı sonucunda ortaya çıkmıştır.Hepimizin tekstille tanışması beşikten başlayıp mezara kadar sürmektir.Tekstil ve tasarımı günümüzdeki halini alana kadar devam eden dinamik bir gelişim sürecinden geçmiştir , geçmeye de devam etmektedir.Dünya da yaşam ibaresi olan bütün canlılar toprak oluncaya kadar tekstil sektörü de varlığını hızla devam ettirecektir.

Tekstil kelimesinin anlamı, Latince bir kelime olan texere’ den türetilen, dar anlamda dokuma ve dokumacılık olarak açıklansa da örme ve keçeleştirme üretim yöntemlerini de içine alan; elyaftan ipliğe, kumaştan giysiye kadar tüm üretim sürecini kapsayan genel bir kavramdır.

Kısaca giyilebilen her şey ve bazı dekorasyon ürünlerini de içine alan üretim sektörüdür.Uygulamalı bir sanat dalı olan tekstil, zanaattan teknolojik gelişmelere, toplumsal olaylardan ekonomiye kadar farklı birçok alan ile sıkı ilişki içerisindedir. Bu bağlamda, tekstil tasarım tarihinin, başlangıcı olan el emeğine dayalı sanatın yerini, Endüstri Devrimi sonrası makinelerin alması ve tasarım kavramının oluşmaya başlamasıyla hız kazanmıştır.

Makineleşme ile birlikte sosyo-ekonomik ve kültürel değişimleri de kapsayan Endüstri Devrimi, İngiltere’de başladığı için “İngiliz Devrimi” olarak da anılmaktadır.Sanayileşme önce Avrupa’ya daha sonra tüm dünyaya yayılmıştır.

Ancak İngiltere, 19. yüzyılın ortalarına kadar bütün ülkelerden öndedir ve “Dünyanın atölyesi” olarak anılmaktadır . Batılı toplumların yaşamını kökten değiştiren ve bugün de süren devrim, tarımsal üretim biçimlerinin ve ulaşım araçlarının değişimine kadar yaşanan tüm makineleşmeyi kapsayan köklü dönüşümleri içermektedir . Tarımsal düzenden sanayi düzenine geçişle birlikte insan-doğa ilişkisinin yerini, insan-makine ilişkisi almış, böylece tüccar-sanayici gibi yeni toplumsal sınıflar ortaya çıkmıştır .Makineleşme ile hayatın baştan biçimlendiği bu yeni dünya düzeni içinde sanat da yerini sorgulamaya başlamıştır. Bu süreç, Avrupa’da birçok sanat akımı ve tasarım hareketinin doğmasına sebep olmuş, iletişim ve ulaşım olanaklarının artması ile dünyaya yayılmasını sağlamıştır.Endüstrileşmenin buhar gücünü kullanmaya başlaması ile tekstil ve makineleşmenin birbirini tetiklemesi devrimin itici gücü olmuştur.

*İngiltere’de, John Kay’in seri atışlı mekiği 1733 yılında bulması ile daha geniş dokuma tezgâhları ortaya çıkmıştır.

*1764’te dokumacı James Hargreaves tarafından ilk kullanışlı eğirme makinesi olan “Spinning Jenny”nin yapılması ile dokuma hızlanmıştır..
*Baskı alanındaki endüstrileşme ise geleneksel kalıp baskının geliştirilmesi ile 1770’li yıllarda Fransa’da görülmeye başlanmıştır. Bu yıllarda C. P. Oberkampf’ın Jouy’daki fabrikasında, grave edilmiş bakır plakalarla yapılan monokromatik baskılı “Toile de Jouy” kumaşları önemlidir.

*Fabrikada, el emeğine dayalı seri üretimden 1783’te el ile üretilen seri imalat patenti alınmıştır .

*İngiliz baskıcılığını da etkileyen bu döşemelik kumaşlarda genellikle, kır ve av sahneleri veya mitolojik öyküler betimlenmektedir.

*İngiltere’de ise 1783’te Thomas Bell, oyulmuş metal silindirlerden oluşan rulo baskı makinesinin patentini almıştır.

*Rulo baskıda silindirin çember uzunluğu ile sınırlı olan tekrar mesafesine rağmen artık seri bir
üretim söz konusudur (Textiles and Fashion Collection, 2014).

*1786 yılında Edmund Cartwright, çözgü ipliklerinin yatay konumda olduğu ilk mekanik dokuma tezgâhının patentini almıştır.
*Tekstil hammaddesi olan pamuğun işlenmesinde, 1792’de Cartwright’ın pamuk tarama ve 1794’te Eli Withney’in çırçır makinesini bulması ile pamuklu dokuma üretiminde büyük bir gelişme kaydedilmiştir.
*Fransa’da ise 1801’de Joseph-Marie Jacquard, “Jacquard” tezgâhını bulmuştur. Jakar tezgâhında desenin dokumaya başlanmadan kartlar üzerinde hazırlanması ve tezgâh üzerinde hızlı değişiklikler yapılabilmesi, desenlendirmede yoğun motifler ve çiçekli tasarımlara olanak tanımıştır. *Teknolojik ilerlemenin tasarım dilini değiştirmeye başladığını söylemek mümkündür.
1851’de John Mercer, pamuklu kumaşlarda dönüm noktası sayılabilecek olan merserizasyon işlemini bulunmuştur. Bu işlem sayesinde pamuklu kumaşlardaki renkler parlaklaşarak yün ve ketenin donuk renklerinin yerini almıştır.

*Aynı yıl Isaac Merritt Singer tarafından geliştirilen dikiş makineleri ile hazır giyim endüstrisi doğmuştur.Tekstilde renklendirme işleminde “19. yüzyıl ortalarına gelinceye kadar yalnız bitkisel kökenli veya böceklerden elde edilen boyarmaddeler kullanılmıştır”.

*1856’da William Henry Perkin ilk sentetik boyarmadde olan “anilin moru”nu bulmuş ve tekstil endüstrisinde çarpıcı bir renk değişikliği yaşanmıştır.

*1884 yılında ise hammaddesi doğaya bağlı olan tekstil endüstrisi, Hilaire de Chardonnet tarafından yapay ipek ipliğinin elde edilmesi ile endüstrileşme sürecinde büyük dönemece girilmiştir.
*Sanayileşme ile hızlı ve önemli bir değişim sürecine giren dokuma tekniğinin yanında örmenin de makineleşmesi sonucu kumaş üretiminde yeni bir döneme girilmiştir.

*Örme alanındaki makineleşme 1589 yılında William Lee tarafından İngiltere’de başladıysa da dokumaya göre daha karmaşık bir sisteme sahip yarı otomatik olan bu örgü makinesini, 1765’de Fransa’da tam otomatik hale getirmiştir. 1840’da yuvarlak örgü makinelerinin, 1880’de de dikiş kapama makinelerinin kullanıma geçmesi ile çorap artık seri üretilebilmektedir.

*Yaşanan makineleşme ile dokuma endüstrisine rakip duruma gelen örme endüstrisinde, sentetik liflerin geliştirilmesi ve çeşitlendirmesinin de payı bulunmaktadır. Örme tekniği, dokuma tekniği ile tasarlanması ve üretimi zor olan kumaşların üretimine olanak verdiği için tekstil endüstrisinde önemli bir konuma gelmiştir.
*Devrimin öncüsü İngiltere’de, buluşların diğer ülkelere tanıtılması ve yeni pazarların arttırılması hedefi ile 1851 yılında uluslararası katılımlarla gerçekleştirilen “Great Exhibition” düzenlenmiştir. Bu sergi için yapılan “Crystal Palace”, endüstrileşmenin simgesi demir ve camın kullanımı ile prefabrike mimarinin önemli bir örneği kabul edilmektedir. Tasarım tarihi içinde ülkelerin düzenlediği sergiler, dönemin tasarım anlayışını yansıtan yerler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaynak:https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/442523

KAİZEN

Kaizen, kelime anlamı olarak Japoncadaki kai değişim ve zen daha iyi anlamına gelen kelimelerin birleşiminden oluşur.Sürekli iyileştirme anlamına gelir. Kaizen yaklaşımı temel olarak süreci iyileştirerek iyi bir sonuca varmayı hedefler. İnsan gücünü, maliyeti ve harcanan zamanı yavaş fakat sürekli olarak iyileştirerek başarı sağlar. Japonlar ‘icat etmek’ yerine ‘sürekli iyileştirmek’ felsefesini benimsedikleri için böyle bir yöntem geliştirmişlerdir. Projelerde genellikle takım olarak hareket ederler ve süreci iyileştirirken projenin bütün aşamalarında küçük değişiklikler yaparlar. Proje ile alakalı sorunlarda yalnızca liderlerden ya da proje yöneticisinden bilgi alınmaz. Bütün çalışanların fikirleri ve sorunları dinlendikten sonra iyileştirme aşamasına geçilir. Kaizen, bütün çalışanların aktif olarak proseste yer almasını ister ve bütün bunların sonucunda da kısa vadede ‘iyileştirme’ uzun vadede ise ‘gelişme’ elde edilir. Kaizene örnek vermek gerekirse Tekstil sektörünün Konfeksiyon kolunda Montaj Hatlarının dengelenmesi buna en güzel örneklerde birisidir.

Kaizen 3 ana bölümden oluşur;

1. Kaizen Olayının Planlanması: PUKO analizindeki P harfinin temsil ettiği Planlama aşaması için dört hafta önce çalışmalara başlanır. Planlama aşamasında kaynaklar tanımlanır ve hedefler belirlenir.

2. Kaizen Olayının Uygulanması: Süreçler uygulanırken her süreç için ayrı ayrı ve çok kısa zamanlarda –bazen günlük bazen saatlik bile olabilir- toplantılar yapılarak o süreçle alakalı çözümler bulunarak uygulanmaya başlanır.

3. Sürdürebilirliği ve Genişletilmesi: Süreçlerde yapılan iyileştirmeler bir seferlik değil sürekli olarak uygulanır. Bu sayede proses sürekli iyileşerek sonuçta verimliliği sağlar.

Kaizen Çeşitleri

1. Hızlı Kaizen: Problemde köklü bir bilgi gereksinimine ihtiyaç duyulmayan ve vakit kaybetmeden hemen uygulamaya başlanabilecek bir Kaizen çeşididir. Bu projelerin çözümünde lider dahil en fazla 2 çalışma ekibiyle çalışılabilir.İyileştirme yapılırken işçi sağlığı, çevreye verilen zarar gibi etkenlerde göz önüne alınır.

2. Standart Kaizen: Kompleks yapılı problemlerde köklü bir araştırma yapılıp metodik yaklaşımlar kullanılarak çözüm bulmaya çalışılır. Ekip 3-4 kişilik olabilir.

3. Majör Kaizen: Kompleks ve kronik yapılı problemlerin çok daha detaylı ve uzun vadede çözüm vermesini bekleyerek yapılan çalışmadır. Ekip 3-7 kişilik olabilir ve kişi sayısının çok daha fazla olması tercih edilir. Her proses için ayrı ayrı ve çok detaylı incelemeler yapıldıktan sonra teknik bilgileri en iyi şekilde kullanarak prosesi iyileştirme çözümleri bulunur. Bu aşamada üretimde yapılan israflar ve düzensizlikler, ergonomik hatalar gibi problemler göz önüne alınır.

Hazır Giyimde Kullanılan Dikiş İpliği Türleri ve Numaralandırma Sistemleri

Arkadaşlar günlük hayatımızda kullandığımız bir çok tekstil malzemesinin farklı numaralara sahip ipliklerden üretildiğini ve bu numaralar doğrultusunda önümüze kumaş,havlu,halı…gibi tekstil ürünleri olarak geldiğini biliyor muydunuz.

Peki dikiş iplikleri için de bir numaralandırma sistemi var mıdır ve varsa bu numaralandırma neye göre yapılıyor diye serzenişlerinizi duyar gibiyim.Hadi o zaman arkadaşlar dikiş ipliği numaralarıyla konuya şöyle bir başlangıç yapalım.

☘Dikiş ipliği numaraları ağırlık ve uzunluklarına göre iki gruptur. Ağırlığına göre olan iplikler inceldikçe numaraları büyümektedir. İpliğin uzunluğuna göre ise iplik ne kadar kalın olursa numarası büyümeye başlar.

☘Peki tekstilin konfeksiyon kolunda denim bir kumaş ile ipek bir kumaşı aynı iplikle dikebilir miyiz?Ben söyleyeyim arkadaşlar dikemeyiz.Çünkü dikiş iplikleri seçiminde en önemli unsur hangi kumaşa hangi tür ipliğin kullanılacağıdır. Takım elbiseler için kullanılacak iplik ile bir abiye kıyafette seçilecek iplik türü farklıdır. Örneğin bir paltoda oturma yeri uzun kenar dikişleri yüzünden otururken esneme yapma ihtimali olabilir. Bu yüzden dikilecek kumaşın türüne en uygun iplik seçimi yapılmalıdır.Yapılmaması halinde başınıza gelebilecekleri varın siz düşünün😉

Örneğin; 💫Pamuk iplikler genellikle 6 ve 30 numarasında üretilir. Kot, havlu, spor giysileri, döşeme kumaşları, ev tekstil ürünleri gibi kumaşlarda rahatlıkla kullanılır.  💫Yün ipliği takım elbiselerde, abiye kıyafetlerde, ceket ve eteklerde, ince örülmüş kumaşlarda, kazak ve çocuk giyiminde tercih edilir. 

💫Keten bitkisinin saplarından elde edilen keten ipliği ince ve hassas bir özelliğe sahiptir. Ev tekstili, temizlik bezleri, peçeteler, mendiller, yazlık kıyafetler keten ipliği ile dikilebilir.

💫Floş diğer bir adıyla viskon iplik, modelistlerin sıklıkla tercih ettiği ev tekstili ve hazır giyimde, dökümlü ve fantezi kumaşlarda kullanılır. 

💫Polyester ipliği ise bayan ve erkek giyiminde perdelerde, mefruşatta, çadır, branda, yelken dikiminde, teknik tekstil dikiminde kullanılır.

💫Naylon ipliği, çoraplarda, mayo ve bikini dikiminde, iç çamaşırlarında, ev tekstili ve dekorasyon ürünlerinde kullanılır. 

💫Akrilik ipliği bayan ve erkek dış giyimlerinde, yer döşemeliklerinde ,battaniye, halı, perde gibi ev tekstili sektöründe tercih edilmektedir.

💫Sweatshirt, t-shirt ve eşofman kumaşlarında en çok melanj ipliği tercih edilmektedir. Takım elbiselerde, ceket ve etek dikiminde, kazak ve hırkalarda melanj iplik rağbet görmektedir.

KSÜ MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK FAKÜLTESİ TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2016 YILI EKONOMİ VİZE SINAVI CEVAPLARI

Cevap:1)

  • Para Nedir?

*Bir ekonomide mal ve hizmetlerin alım satımını kolaylaştıran ve herkes tarafından kabul gören ortak bir mübadele aracıdır.

*Bir toplumda değişim ve ödeme aracı olarak kullanılan, genel kabul gören ve kendi dışındaki tüm ekonomik varlıkların değerini ölçmeye yarayan bir araç olarak tanımlanabilir.

  • Mubadele Aracı Olan Paranın Özellikleri Nelerdir?   
  • HOMOJEN OLMASI
  • DAYANIKLI OLMASI
  • KOLAY TAŞINABİLİR OLMASI
  • BÖLÜNEBİLİR/BOZDURULABİLİR OLMASI
  • TAKLİT EDİLMEMESİ
  • DEĞERİNİ KORUYABİLMESİ
  • HERKES TARAFINDAN KABUL GÖRMESİ
  • Paranın Fonksiyonları Nelerdir?
  • DEĞİŞİM ARACI OLMA FONKSİYONU
  • ORTAK BİR HESAP BİRİMİ OLMA FONKSİYONU
  • DEĞER BİRİKTİRME/TASARRUF ARACI OLMA FONKSİYONU
  • İKTİSAT POLİTİKASI ARACI OLMA FONKSİYONU
  • Para Hangi Amaçlarla Talep Edilir?
  • Klasiklerde Para Talebi : Klasiklerde para talebini açıklayan paranın miktar teorisine göre faiz oranlarının para talebi üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Fisher’in miktar teorisi para talebinin yalnız gelir tarafından belirlendiğini öne sürmektedir. 

Klasik iktisatçalara göre; paranın reel varlıklar üzerinde bir etkisi bulunmamakta, para sadece işlem amaçlı olarak talep edilmektedir.

  • Keynesyen Para Talebi Teorisi: Bu iktisatçılar, paranın dolaşım hızının ancak uzun dönemde değişen nüfus, teknolojik ve kurumsal faktörler tarafından belirlendiğini, bu nedenle dolaşım hızının kısa dönemde sabit olduğunu söylemişlerdir.
  • İşlem Amacıyla Para Talebi : Ekonomik birimler günlük harcamalarını gerçekleştirebilmek amacıyla ellerinde tutulan para talebidir, işlem amaçlı para talebi ile gelir arasında da doğru yönlü bir ilişki vardır.
  • İhtiyat Amacıyla Para Talebi : Keynes, halkın beklenmedik ihtiyaçlara karşı bir ihtiyat olarak de elde bir miktar para bulundurduğunu belirtmektedir. İhtiyat amacıyla talep edilen para miktarı ile gelir arasında doğru yönlü bir ilişki söz konusudur.
  • Spakülasyon Amacıyla Para Talebi: Keynes parayı bir değişim aracı olmasının yanında aynı zamanda bir değer biriktirme aracı olarak da kabul etmiş ve bu amaçla para bulundurulmasına spakülatif amaçlı para talebi adını vermiştir. Faiz oranı ile ters yönlü bir ilişki vardır.
  • Modern Miktar Teorisi: Friedman’a göre para talebini etkileyen faktörler herhangi bir aktifin talebini etkileyen faktörle aynıdır. Friedman’ın para talebi fonksiyonunda talep edilen para miktarı; sürekli gelire, tahvillerin, malların ve hisse senetlerinin nisbi getirişine bağlıdır. Ancak o, diğer faktörlerin ihmal edilebilir derecede küçük etkisi nedeniyle para talebini belirleyen başlıca faktörü sürekli gelir olarak kabul eder. 
  • Para Arzında Otorite Kimlerdir?

Birçok ülkede para basma yetkisi merkez bankalarına aittir.

Hükümetin, merkez bankasının ya da para otoritesinin, ekonomiye, para arzı yönetimi ya da döviz piyasası işlemlerini kullanmak yoluyla yön vermesidir.

Yukarıdaki cümleden de anlaşılacağı üzere para arzında 3 otorite vardır.Bunlar;

  • Hükümet (Devlet)
  • Merkez Bankası
  • Para Otoritesi
  • Piyasa Faiz Oranının Oluşumunu Grafik Çizerek Gösteriniz?

Para arzının belirlenmesinde merkez bankasının yanı sıra bankaların ve iktisati karar birimlerinin davranışları da önem arz etmektedir.

CEVAP:2)

Gayri safi yurtiçi hasıla nedir?

Bir ülke sınırları içinde belirli bir dönemde hem ülke vatandaşları hem de yabancılar tarafından üretilen nihai mal ve hizmetlerin üretildikleri dönemin piyasa fiyatları cinsinden toplam parasal değerine GSYH denir.

Safi yurtiçi hasıla:Bir ülkenin sınırları içinde belirli bir dönemde üretilen nihai mal ve hizmetlerin üretilmiş oldukları yılın piyasa fiyatları üzerinden net değerine SYH denir.

Milli gelir:Bir ülkede belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin net parasal değeridir.

Kişisel gelir:Kişilerin belirli bir dönem içerisinde  fiili olarak elde etmiş oldukları tüm gelirlerin toplamıdır.

Harcanabilir gelir:Bir ülkede genellikle bir yıl olmak üzere belli bir dönemde o ülke vatandaşlarının

kişisel gelirinden gelir vergisi düşüldükten sonra kalan gelir büyüklüğüdür.

Milli Gelir Hesaplama Yöntemleri

1-Üretim yöntemi:Bir ekmek soframıza gelinceye kadar çeşitli üretim aşamalarından geçmektedir.Çiftçi tarafından ekilen buğdayın hasadı yapılmakta(1.aşama),bu buğday değirmende veya un fabrikalarında un haline dönüştürülmektedir(2.aşama).Fırıncılar tarafından bu undan ekmek imal edilmekte(3.aşama) ve fırıncıların imal etmiş oldukları bu ekmekleri marketler nihai tüketicilere arz etmektedir(4.aşama).

2.Gelir yöntemi:Bir ülkedeki tüm üretici birimler için katma değeri oluşturan maliyet bileşenlerinin toplulaştırılması anlamına gelmektedir. Kısaca gelir yöntemine göre bir ekonomide üretim faktörlerine yapılan ödemelerin toplam değeri GSYH ye eşittir.

3.Harcama yöntemi:Bir ekonomide belirli bir dönemde tüketime ve yatırıma yönelik olarak satılan tüm nihai mal ve hizmetlere yapılan toplam harcamalardan, ithal edilen mal ve hizmetlere yapılan ödemeler çıkarılarak elde edilen değerdir.

MİLLİ GELİR HESAPLAMALARINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

1-Bir ülkede belirli bir dönemde üretilen nihai mal ve hizmetleri saymak neredeyse imkansızdır.Ayrıca kayıt dışılığın söz konusu olduğu ekonomilerde bu yöntemle yapılacak bir milli gelir hesaplamasına çok da güven duyulmuyacaktır.

2-Bir ülkede insanların kendi tüketimleri için üretmiş oldukları nihai mal ve hizmetler piyasaya çıkmadığından dolayı milli gelir hesaplamalarında yer almayacaktır.

3-Anadolunun birçok köyünde insanlar ekmeğini bakkaldan veya marketten değil de bizzat kendileri üretmektedirler. Dolayısıyla ekmeğini kendisi üreten insanların yapmış oldukları söz konusu üretim milli gelir hesaplamalarında dikkate alınmamaktadır.

4-Evimizin temizliğini hizmetçi tutmayıp kendimiz temizlediğimizde herhangi bir ücret ödemesi söz konusu olmadığından dolayı milli gelir hesaplamalarına dahil edilemeyecektir.

Cevap:3)

TÜKETİM:Hane halkının ihtiyaçlarını gidermek amacıyla mal ve hizmetleri kullanmasına denir.

TASARRUF: Harcanabilir gelirinin  tüketilmeyen kısmına denir. Ya da gelirin harcanmayan kısmına tasarruf denir.

YATIRIM: Bir ekonomide belirli bir dönemde mal ve hizmet üretimi için gerekli olan yeni ve ek üretim tesislerinin kurulması ve stoklara yapılan ilavelere denir.  Bir ekonomide belirli bir dönemde  mevcut sermaye malları ve teçhizatı stokuna yapılan net ilavelere  denir.

Kamu harcaması:Kamunun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için devlet adına harcanan  paralara denir.

NET İHRACAT:Milli gelir eşitliğini dikkate aldığımızda ihracat ve ithalatın farkı (X-M) ye denir.

MARJİNAL TÜKETİM EĞİLİMİ:Tüketicilerin gelirinin birim değişmesi halinde tüketimlerinin ne kadar değişeceğini gösteren  bir katsayıdır.Marjinal tüketim eğilimi harcanabilir gelirin tüketim üzerindeki etkisini göstermektedir.

Design a site like this with WordPress.com
Get started